Karl Marx Kimdir?

Karl Marx 5 Mayıs 1818 yılında Almanya’da Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Karl Marx

Avukat olan babasının yolundan giden Marx, Bonn kentinde hukuku eğitimi aldı. 1841 yılında ise Jena Üniversitesi’nde felsefe doktorası yaptı. Eğitimi sırasında Alman filozof George Hegel’in düşüncelerinden çok etkilendi. 1836 yılında nişanlandığı Jenny Von Westphalen ile 1843 yılında evlendi. 1840-1857 yılları arasında Marx Çiftçinin 7 çocuğu olsa da bunlardan yalnızca 3 tanesi uzun süre hayatta kalabildi. Marx, bir süre Köln’de gazete editörü olarak çalıştıktan sonra 1843 de eşi Jenny ile birlikte Paris’e taşındı. Paris’e gittiği andan itibaren şehirdeki işçiler ve sol düşünürlerle iyi ilişkiler geliştirdi. Paris yıllarında hayatı boyunca dostu olacak olan devrimci Friedrich Engels ile tanıştı. Fransa’dan sınır dışı edildikten sonra 2 yıl boyunca Brüksel’de kaldı ve bu süreçte Engels ile dostlukları daha da pekişti.  1845’te yayınladığı Feuerbach üzerine tezler de yer alan bir filozof olarak dünyaya bakışını özetleyen şu sözleri, bugün hala Londra’daki mezar taşının üzerinde duruyor.

“Filozoflar şimdiye kadar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumladılar, Oysa aslolan dünyayı değiştirmektir.”

Marx ve Engels

Marx ve Engels, 1848 yılında yayınladıkları Komünist Manifesto ile insanlık tarihinin sınıf mücadeleleri tarihi olduğunu ve bu mücadelenin işçi sınıfının zaferi ile sonuçlanacağını söyledi. Aynı yıllar içerisinde Avrupa’da etki gösteren toplumsal hareketler iktidarları zor durumda bırakan bir boyuta geldi. Avrupa’da daha iyi hayat şartları ve siyasi reform talebi ile başlayan toplumsal hareketler çoğu ülkede başarısızlıkla sonuçlandı ve bastırıldı. Fakat aynı zamanda Avrupa toplumlarında önemli izlerdi bıraktı.

“İŞÇİ KÖLE KALDIĞI SÜRECE HİÇBİR ULUS ÖZGÜR OLAMAZ”

Marx, 1850 yılında karşılaştığı yenilgiler için, “yenilgiye uğrayanlar geleneksel Devrim öncesi uzantılar henüz şiddetli sınıf karşıtları haline gelecek kadar keskinleşmemiş olan toplumsal ilişkilerin sonuçları oldu” demiş ve eklemişti.

“Proletarya kendi mezarını burjuva Cumhuriyeti’nin beşiği yaparak burjuva cumhuriyetini, salt biçimiyle, açık amacı sermayenin egemenliğini ve emeğin köleliğini sonsuzlaştırmak olan devlet olarak hemen ortaya çıkmaya zorladı.”

 “İşçiler köle kaldığı sürece ne Macar, ne Polonyalı, ne İtalyan Özgür olacaktır!”

Marx, Avrupa’daki 1848 devrimlerinin ardından, devrimci hareketi Finanse etme suçlamasıyla gözaltına alınarak Brüksel’den de sürgün edildi. 1849 yılında Londra’ya taşınan Marx, hayatının geri kalan dönemini burada geçirdi. Londra’da aile olarak yoksulluk içinde olsalar da Engels onlara destek oldu. Marx, Londra’daki yıllarını kapitalizm ve endüstrileşmeyi inceleyerek geçirdi, ekonomi ve politika hakkında makaleler yazdı, sermaye, toprak mülkiyeti, ücretli emek, devlet, dış ticaret, dünya pazarı hakkında teoriler geliştirdi. Kapitalizmin çelişkilerin inceledi. Kapitalizmin varlığını sürdürmek için işçileri sömürmek zorunda olduğunu savunan bu sistemde üretim araçlarını ellerinde tutan sermaye sahiplerinin her zaman zenginleşirken işçilerin bir o kadar yoksullaştıklarını savundu.

Son Yılları ve Sağlık Durumu

Alkol ve tütün kullanan, gece geç saatlere kadar çalışıp kötü beslenen Marx hayatının son yıllarını sağlık sorunları ile geçirdi. Marx’ın hemoroit, romatizma, deri enfeksiyonu karaciğer rahatsızlığı ve uykusuzluk hastalıklarından muzdaripti. 1881 yılında eşinin ölümünün ardından Marx’ın sağlığı daha da kötüleşti. 14 Mart 1883’te yaşamını kaybeden Marx Londra’daki Highgate Mezarlığı’na gömüldü.

Gelir adaletsizliğinin artması, dünyada var olan en zengin 8 kişisinin elindeki servetin dünyadaki çoğunluk olan en yoksul üç buçuk milyar kişinin servetine eşit hale gelmesi Karl Marx’ın teorilerini güncel tartışmaların merkezinde tutmaya devam ediyor.

Bu yüzden doğumundan 201 ,ölümünden 136 yıl sonra Karl Marx‘ın hayaleti dünyada dolaşmaya devam ediyor. Saygı sevgi ve özlemle anıyoruz.

Yazar: çilo

Bu Konuda Siz Ne Düşünüyorsunuz?