Geyik adası ve Metropoller

Amerika’da insansız bir adada enteresan bir vaka olur.  Bir araştırma ekibi adaya yönlendirilir. Adadaki sorun geyiklerin ölümüdür. Geyikler birer ikişer toplu olarak ölmektedirler.  Araştırma ekibi işe koyulur. İlk olarak dış müdahaleleri araştırırlar. Acaba avcılar mı öldürüyor diye fakat görürler ki ölen geyiklerin vücutlarında herhangi bir yaralanma ve ya ona benzer bir iz yoktur. Acaba hastalığa mı yakalandılar derler ve bunun üzerine odaklanırlar görürler ki öyle bir sorunda yok. Beslenemedikleri için mi ölüyorlar diye araştırmaya başlarlar ada besin anlamında çok zengindir ve öyle bir sorunda yoktur. Bütün ihtimalleri denerler fakat elle tutulur bir sonuç elde edemezler. Araştırma esnasında bir durum dikkatlerini çeker. Adadaki geyik sayısı çok fazladır. Çok rahat koşullarda yaşamaktadırlar. Rahat rahat çiftleşip üremektedirler. Her geçen gün sayıları artmaktadır.  Bu rahat yaşam kolay çoğalma geyiklerde strese yol açar. Geyikler stresin etkileri sebebinden ölmektedirler. Araştırma ekibinin bulduğu sonuç geyiklerin stresten öldüğüdür.

Metropol insanı

Günümüzde stresin etkileri ile insanda aynı bu araştırmadaki gibidir. Şehir yaşamı kolay ve rahat bir hayata alıştırırken bir yandan da insanı stres sahibi yapmaktadır. Gün içinde iş yerinden sokakta sosyal olduğumuz her alanda bu kadar çok insan ile karşılaşmamız bizim bilinçaltımızda istemsizce bir strese sokmaktadır. Bu konforlu şehir hayatındaki stres insanları bir dakikalık gelgitlere maruz bırakıyor.  Yolda yürürken birine gülümseyerek selam verdikten yaklaşık bir dakika sonra muhteşem bir öfkeye bürüne biliyoruz. Trafikte giderken keyfimiz gayet yerindeyken otuz saniye sonra birine yol vermek yüzünden çok yüksek dozda bir kavgaya tutuşabiliyoruz. Bunu hayatın her alanında yaşıyoruz. Bu ve benzer durumlar zamanın bize sunduğu son dönem hastalığımız stresin birer örneğidir. İşte biz insanoğlunda şehirlerde aynı geyikler gibi tek tek ölüyoruz fakat farkına bile varamıyoruz.

Stresi azaldığı anlar

İşte bu yüzden doğa bize umut veriyor. Yeşillikler için akan bir nehrin kıyısında metropolden uzakta huzur içinde saatlerce oturabiliyoruz. Bazı zamanlar saatlerce ağzımızı açmadan sadece kendimizi dinlemek istiyoruz. Bu yüzden kendi kendimize müzik dinlemekten ve ya kitap okumaktan büyük hazlar alıyoruz.

Stres hayatımızın her alanında fizyolojik ve psikolojik olarak bizi etkilemektedir. Çoğu hastalığımızın temeli olmuş durumdadır.

Özet olarak az insan çok huzur.

Yazar: ugur

Bu Konuda Siz Ne Düşünüyorsunuz?